الشيخ أبو محمد المقدسي

Uşak gruplar ile kullanılan gruplar arasında şeriatın destekçilerinin çıkmazı —Şeyh Makdisi (ثبته الله وحفظه)

شارك

سهم المنهج, [29.06.20 14:54]

Uşak gruplar ile kullanılan gruplar arasında şeriatın destekçilerinin çıkmazı

Şam’ın günümüzdeki sorunlarının çözümünün, uşak olan her gruba galebe çalıp, onların köklerini kazımada olduğuna eskiden olduğu gibi hâlâ da inanıyorum. Aynı şekilde uluslararası projelerle uyum içinde hareket eden her kullanılan cemaatin çiğnenip yutulmasıyla, silinip supurulmesiyle, içeriden ya da dışarıdan değiştirilmesiyle gerçekleşeceğine inanıyorum.

Tağutların gözetiminde kurulan; Arap ve acem tağutların istekleri doğrusunda hareket eden putperest uşak gruplar için tövbe edip uşaklığı bırakmaları ya da köklerinin kazınması dışında başka bir çözüm yolu yoktur.

Kullanılan gruplardan kast edilen ise insanların görüp takip ettiği gibi yapılan anlaşma ve projelere attığı her adımda uyum sağlayan; sinsice, hile ve kendini gizlemeyle bir merhale olarak onları uygulayanlardır.

Takipçilerinin duygularını gıdıklayan medyadaki kabartılarını bir kenara bırakın! Vakıada bunların hiç bir önemi yoktur. Takipçilerinden ve askerlerinden samimi olanları kandırmak, onların saflıklarını kullanarak sapmış projelerde en uzun süreye kadar onları kullanabilmek için bunlar zorunlu olsa bile!

İşin hakikatinde uşak olan grupların görevini yapan, kullanılan bu gruplar şimdiye kadar uşaklığı resmi olarak meslek edinmediler. Ancak maksatları temize çıkarma, zaruret fıkhı kisvesiyle gerçekte Türkler tarafından kullanılmaktadırlar.

Aynı şekilde bunlar şer’i maslahatlar iddiasıyla cemaatin maslahatının izinde olmaya iyice kendilerini kaptırmışlar. Önceki tecrübelerden bir şey öğrenememiş olan şer’ilerinin ve şeyhlerinin yamalamasıyla da güçleniyorlar. Böylece bu şer’iler ve şeyhler bu gruplar için Medhaliler gibi oldular.

Ayrıca çoğu şeyhin onları ismiyle isimlendirmekten, sapıklıklarını ifşa edip onlardan sakındırmaktan uzak durmasından yararlanıyorlar. Bu yüzden cihadçı gençliği saptırmada, onları oyuna getirip kullanmada bunların tehlikesi; gerçek yüzü belli olan uşak gruplardan daha çok olmuştur.

Öyle ki açık bir şekilde Türk devriyelerini korumada, yine açıkça ve utanmadan Rus devriyelerinin hedef alınmasını engellemede; şeriatın destekçilerini, sadıkları, menhece bağlı olanları kovalamada, bu gençleri kullanıyorlar.
Sonra da hapsetmeye, öldürmeye, yapılarını parçalayıp bölmeye, mallarına el koymaya, merkezlerini kapatmaya, din düşmanları ile savaşmak için operasyon odası kurmalarını engellemeye başladılar.

Bütün bunlar gençler için şeri açıdan temize çıkartılıyor; işitip itaat etmenin, cemaatin safını bölenle savaşmanın halifeye ait olan kısmıyla deliller getiriliyor.

Kullanılan bu gruplar Türkiye’nin projelerine, açıklanmış olan anlaşma ve sözleşmelere uyum sağlıyorlar. Vakıada bunları en çok tatbik edenler de bunlar.

Bunların vakıadaki hareket ve fiillerini takip eden herkes bunu görüp, apaçık bir şekilde buna şahid olmaktadır. Gözüne maske koyan ama ağzını yamalamak için salıverenlerin görememesinin bir önemi yoktur.

Bu cümleleri yazarken, kullanılan bu grupların en büyüğünün zırhlı araçlarıyla, ağır silahlarıyla, emni güçleriyle ve daha önceden Hurras ed-Din ile bir hendekte olan acem mücahidlerden olan dostlarıyla; onların yerlerini bastıklarına dair haberler bana ulaşıyor. Bugün onların kuşatılmasına, tutuklanmasına, silahlarına el konulmasına yardım ediyorlar. Ne yazık şu cihada!

Kullanılan gruplar gerçekten Şam cihadını öldürdüler, parçaladılar, laiklere boyun eğdirdiler. Uluslararası ittifaklara onay verdiklerini açıklamadan, ittifaklara uygun olarak da bu işe devam ediyorlar.

Yapıları parçalayıp insanları boyun eğdirmede; emnilerinin tuğyanıyla birlikte mücahidlerinin basitliklerini aynı anda kullandılar. Bu yüzden, şer’ilerinin ve şeyhlerden kendilerini destekleyenlerin fetvalarının bereketiyle, Arap ve acem muhacirlerden birçoğunu kendileriyle beraber bu işlere sürüklediler.

Bu nedenle ben tabloyu özetledikten sonra, yaşadığım ya da takip ettiğim önceki cihadi tecrübelerden kaynaklanan ve az olan kelimelerle, sadık olan kardeşlerime nasihat olarak söyleyeceğim şu sözler benim görüşümdür, benden başkası da bu sözlerin mesuliyetini yüklenmiyor. Çünkü Şam sahasındaki cemaatlerle benim bir irtibatım veya iletişimim yok. Onlardan kimse söyleyeceklerimin mesuliyetini yüklenmesin.

Şu iki yoldan birinin uygulanması dışında İdlip’te kalan bölgelerde cihadın ayağa kalkması hakikaten mümkün olmayacaktır.

Bunlardan ilki:
Uşak grupların kökünün kazınması ve kullanılan grupların silinip süpürülmesidir.

Uşakların kökünün kazınması, Allah’ın dinini ikamet etmek için zorunlu olan bir vaciptir. Mücahidlerin içinde pusuda bekleyen, cihadın meyvelerini koparıp telef etmek için bekleyen ve efendilerine onların koordinatlarını veren kişilerin bırakılmaması gerekir.

Kullanılan grupların da silinip süpürülmesi gerekir ki bu onların kökünün kazılmasını gerektirmiyor. Aksine onların içinde sadık olanları; ancak Allah’ın dinini ikamet etmek için cihad eden ve kendilerine muhalefet edenlerin onlara zarar veremediği cemaatlere çekmeye çalışmakla da olur. Her halükarda, bu gibi gruplara içeriden ya da dışarıdan olsun galebe çalmadan cihad ayağa kalkamayacaktır.

Bu, ona davet etmekten çekinmediğimiz bir zorunluluktur. Kullanılan grupların davet etmekten çekinmediği şeye davet etmekten biz nasıl çekiniriz? İdlib’i boyun eğdirdikleri sapmış olan projelere sadık olan cemaatleri de boyun eğdirmek için, onlara galebe çalmaya çalışmalarını insanların hepsi şu an görüyorlar.

Eğer güç yetirebiliyorlarsa onları Allah’ın şeriatına boyun eğdirmek için onlara galebe çalmaları sadıklara niçin caiz olmasın? Biz daha önce de defalarca bunu ortaya atıp tekrar etmekten çekinmedik. Bizimle ağız dalaşı yapanları da umursamadık.

Çünkü vacip olan lafı eveleyip gevelemeden, açık bir şekilde Allah’ın dini, cihad ve mücahidler için nasihat etmektir. Hatta nasihat bazılarını katlanamayacağı şekilde şoka soksa bile!

Kullanılan cemaatler bugün; öldürmekten, hapse atmaktan, kanları dökmekten, silahlara el koymaktan, cemaatleri dağıtıp merkezleri ele geçirmekten, tağutların yaptığı her şeyi yapmaktan çekinmiyorlar. Uluslararası ittifaklara uyum sağlayan parazit projelerini insanlara zorla kabul ettirmek için bunu yapıyorlar. Bu münkeri değiştirmeye, bu zulmü püskürtmeye, cihadı ve mücahidleri korumaya, bu azgınlığa kimin gücü yetiyorsa, ona bunu yapmak vacip olur.

Ben bu çözümü esas çözüm olarak ortaya atıyorum. Ama sadıkların tekrarlanan tecrübelerinden şu an Şam’da buna güç yetiremediklerini biliyorum.

O zaman çözüm olarak sadece ikinci yol kalıyor. O da:

Cemaatlerini feshetme, isimlerini terk etme ve gizlice var olup bekleme ile özdeşleşen çözümdür.

Onlar için planlanmış olan köklerinin kazınmasından kaçınıp korunmak; uşak ya da kullanılan cemaatlerin kendilerine zorla kabul ettirmek istedikleri operasyon odalarında çabalarını boşa harcamamak için bu böyle olmalıdır.

Temizlikleri ve ayrıcalıklı olmaları dolayısıyla mücahid gençlerin genelini cezbeden bir yapı olmalarından korktukları için bayrakları ve hedefleri temiz kendi operasyon odalarında toplanmalarını; kuvvetle, galebe çalmayla, tutuklamayla, savaşla engelledikleri müddetçe bu böyledir.

Bu cemaatler onlardan güçlü olmaya, kendileri de bu zayıflık içinde olmaya devam ettiği müddetçe; onlara gizlice var olup beklemelerini, gençlerine, güç ve potansiyellerine sahip çıkmalarını söylemekten başka nasihat edebileceğim bir şey yoktur.

Uşakların ve kullanılanların projelerine katılmamalarıyla beraber aynı şekilde onlarla çarpışıp savaşmaya girmemelerini de nasihat ediyorum. Bunlar daha önceden Gazze’deki cihadçı kardeşlerime Hamas’la olan ilişkilerinde nasihat ettiğim şeylerin aynısıdır.

Sabretsinler, umulur ki Allah hikmetiyle kullanılan bu büyük grupların bazılarının içerisinden emirlerini, şer’ilerini, emni güçlerini, zorbalarını silip süpüren; despotlarını deviren, zindanları dolduran şerefli kimselerin yerine onları hapse koyan kişiler hazırlar. Böylece şerefli olanlar, kalan imkânları, tağutların projelerinden uzak bir şekilde idare etmeyi üstlenirler.

İşte o zaman sadık mücahidlerin; pisliklerin egemenliğinden, pragmatiklikten, renkten renge girmekten, ihanet, zorba ve hilekârlıktan kurtulmuş olan yeni doğmuş bu cemaatle birlikte savaşmaktan tereddüt etmeyeceğine dair size garanti veriyorum.

Bunlar olmadığı, sadıklar kendi zayıflıklarında kalmaya devam ettikleri ve kullanılan cemaatler uşak olanlarla yardımlaşarak şeriatın destekçilerinin cemaatlerini bölüp dağıtmaya, onları yerlerinden çıkarmaya, mallarına el koymaya, dahası onların kökünü kazımaya çabalarken; sadıkların cemaatleri onlar hakkında tereddüt edip sakınmaya devam ettiği müddetçe;

Ya da sadıkları onlara bir basamak ve yakıt kıldıkları; sadece onlarla beraber, emirlerinin altında, sapmış programlarına uygun, parazit projelerine dâhil olarak, emirlerinin ve operasyon odalarının egemenliği altında sadıkların savaşmalarına izin verdikleri müddetçe;

Ey sadıklar, durum böyle olduğu müddetçe sizin böyle bir savaşa katılma ihtiyacınız yoktur.

Ki böyle savaşlar, yakin ile iman etmeyenlerin deforme olmuş projelerini sadıkların cesetleri üzerine tırmanarak gerçekleştirebilmeleri için bir basamak olacaktır.

Bu projeleri de Hamas’ın, Rabbani ve Seyyaf’ın ya da Somali’deki Şeyh Şerif’in ve mahkemelerinin projesinden daha iyi olacak değildir.

Allah’ım mücahidlerin hallerini ıslah et. Hayırlılarını onların başına emir kıl. Şerlilerini onların başına emir kılma. Âmin

28.06.2020
Şeyh Makdisi (ثبته الله وحفظه)

اظهر المزيد

مقالات ذات صلة